2015 Genel seçimlerine az bir süre kala, İstanbul CHP İl Başkanı'nın, milletvekili adayı olmak istemesi gerekcesiyle istifa etmesiyle boşalan İl Yönetimine, bu seçimleri yönetecek yeni bir yönetim ve başkan atamasının son süratle yapıldığını gördük. Öyle enlaşılıyor ki, bu atama çok daha öncelerden planlanmış. Zira kamuoyunda pek tartışılmadan, ...eski başkanın istifa edeceğini öğrendiğimiz gün, Murat Karayalçın'ın atanacağı ilan edildi. Öncelikle bu yöntemi doğru ve demokratik bulmuyorum. Nedenlerine gelince ; 1943 doğımlu (71 yaş) Sayın Karayalçın'ın CHP' de ve sol cenahta daha önce yapmış olduğu görev se sorumluluklara bakarak bir ''tenzili rütbe'' olarak görülebilr. 1978-79 yılları arası, Köyişleri Bakanlığı Müsteşar yardımcılığı, 1981-91 arası KENT-KOOP Başkanlığı, 1991-93 yılları arası Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı,11.Eylül.1993'te 4.Olağan Kurultay'da SHP Genel Başakanlığı ve 1994-95 yılları arası, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı gibi önemli makam ve mevkiilerde bulunmuş bir değerli Sosyal-demokrat şahsiyet. Daha sonraki süreçte de, benim de İzmir delegasyonunda bulunduğum, 9-10 Eylül/ 1995, 27.Olağan Kurultayda,CHP Genel Başkanlığı seçiminde Deniz Baykal'a kaybettiğini,1999 yılında, Ankara Büyükşehir Bld.Bşk.lığı seçimleri kaybettiğini, aynı yıl yapılan, 9.Olağanüstü Kurultayda bir kez dah Genel Bşk.lık seçimini kaybettiğni hatırlıyorum. 2002 yılında ise, CHP'den ayrılıp, ''Sosyal Demokrat Halk Partisi'' ismiyle,Fikri Sağlar ve ekibiyle birlikte bir parti kurup, yine Ankara Büyükşehir Bld. Başk.lığına aday olduğunu, akepenin değirmenine su taşıdığını ''hatırlamak bile istemiyoru.''
Deniz Baykal'ın bir Parelel-CIA operasyonuyla, partiden uzaklaştırılmasından sonra, 2012-14 yılları arasında Parti meclisi üyeliğine seçildiği de herkezce malum. Siyasette geçirdiği 40 yıllık engin deneyimlerinin değerlendirilmesi açısından Parti Meclisi,MYK,Danışma Kurulu vs. gibi makam ve meclislerde görev alması eyvallah ama, ''Gezini Sesi olacağım'' iddiasıyla, İstanbul gibi çoksesli bir metropol'e İl Başkanı olara atanmasını ciddi bir hata olarak değerlendiriyorum. Bence, ''Gezinin Sesi, ancak Gezinin içinden'' çıkar. Cumhuriyet tarihinin en önemli toplumsal eylemi olarak tarihe geçen Gezi olayları, bence gerekli toplumsal önderlik ve rehberlik yapılamadığından, amacına ulaşamadan, karşı devrimci güçler tarafından pasifize edilmiştir. Atatürk ve Cumhuriyetimize yapılan saldırılara karşı, insanların laik ve çağdaş yaşam biçimlerine müdahale ederek, özellikle yeni kuşağın doğa ve çevre bilincini hafife alarak, faşist ve baskıcı yöntemlerini zorla dikte etmeye çalışan bir siyasi oluşuma karşı, kendiliğnden oluşan bu harekete, ancak ve ancak bu ruhtan ve kuşaktan bir seçilen bir lider önderlik edebilir. Üniversite yıllarında ''Sağcı Öğrenci Derneklerinde'' çalıştığını ve Bozkurt rozeti takdığını kendisi söyleyen,68 kuşağına göre bile yaşlı sayılabilecek ve muhtemel ki, önümüzdeki kurultaylarda tekrara Genel Başkan adayı olmaya çalışacak bir İl Başkanı, ne Gezi Ruhuna önderlik edebilir, ne de CHP -İstanbul'u yönetebilir..! EMİN BALTAŞ.