8 Ocak 2020 Çarşamba

Yeni bir Hitler-Mussolini mi geliyor.


YENİ BİR HİTLER Mİ DOĞUYOR.

Globalizm, emperyalizmin bir üst aşamasıdır. Sömürü ve soygun düzenini milliyetçi bir anlayışla sadece kendi ülke kapitalistlerinin değil de, tüm Dünya kapitalistlerinin ortak bir şekilde uygulamasıdır. Örneği mi; Ortadoğu ve Afrika petrolleri ve gaz işletmelerinin, ABD, İngiliz, Hollanda’lı şirketlerin ortak işletmesi. Avrupalı futbol kulüplerinin, sanayi işletmelerinin Rus ve Çin’li işadamları tarafından satın alınması, vs.

Özellikle, 21.nci yüzyılla birlikte geliştirilen, Büyük Ortadoğu Projesiyle de (B.O.P) açıkça uygulanmaya başlanan bu sistemin dünyamızı yeni bir kargaşa ve kavga ortamına sürükleyeceği zaten biliniyordu. Her ne kadar patronlar bölüşüm ve paylaşımda anlaşmasını bilseler de, ülke yöneticilerinin iç siyasi gerekçelerini de göz önünde bulundurarak farklı ve ‘’kontra’’ davranışlarda bulunabileceğini görüyoruz.

Amerika’daki ‘’Cumhuriyet’ci ve Demokrat’’ çekişmesi de biraz bundan kaynaklanıyor.  Uzun süre ‘’Demokrat’’ bir Başkan ile yönetilen Amerikan ‘’Şahinleri’’, dünya hegamonyasını kaybetmek üzere olduklarını gördüler. Zira, 2000’li yıllarla birlikte ‘’en büyükler’’ sıralamasında özellikle ÇİN şirketleri üst sıralarda yer almaya başladılar. Hatta bazı sektörlerde Hint ve Rus şirketleri bile kendilerini geçmeye başladılar.

İşte bu sıkıntı ve kaygıları sonucu, küçük bir farkla da olsa, bir Cumhuriyetçi Başkan seçtirdiler. Hem de tam bir komprador burjuva mensubu. Tam bir kavgacı ‘’Amerikan Şahini.’’  Amerika’nın süper güç imajını kaybetmeye başlamasından en çok rahatsız olan bir İşadamını, Başkan seçtiler. 

Ama, işadamlığında bir ‘’dahi’’ olan adam, bir ‘’deli’’ çıktı. Zaten öyle değilmidir; ‘’Deli ile dahi arasında bir zar vardır’’ derler. Donald Trump da işte böyle biri. Her şeyin en iyisini ve en doğruyu kendisinin bildiğini zannediyor.  Siyasi ve etik kuralları kendisine göre belirliyor. Şahsı ve ülkesi dışında hiç kimsenin ne olacağı umurunda değil. (Sanki bu tanımlama bana birini daha hatırlatıyor gibi.)

Amerikan kapitalizminin, daha önce lider olduğu bir çok sektörde ve sanayi yarışında artık gerilerde olduğunu ve özellikle ‘’Uzakdoğu-Çin’’ piyasalarıyla rekabet edemeyeceğini anlayan Trump, işi kavgaya döktü. Savaş ve silah sektörü hala daha ABD’nin en önemli kozu. Bu kozunu ne kadar çok kullanabilirse, ‘’hükümranlığını’’ o kadar uzatabilecek.  Ama, kaçınılmaz son bir gün mutlaka gelecek. Bu gün ABD’ li araştırma kurumları bile rapor ediyor. 2030’lu yıllarda Dünyanın en büyük ekonomik ve siyasal gücü Amerika olmayacak.

İşte bu yüzden Trump, İran ve Ortadoğu üzerinde savaş ateşini kurcalıyor. Dünyada ne kadar çok savaş olursa ve insan ölürse, ABD ve Donald Trump’un koltuğu o kadar garantide olacak.  Ötesi, Amerikalı Cumhuriyetciler için çok önemli değil.  Tabii, bu noktada sağ duyulu demokrat Amerikalılara da bir görev düşüyor. ‘’Bu deliyi dizginlemek.’’ Bu görevi yaparlar mı, bilemiyorum..

1.nci Dünya savaşı, Saraybosna’yı ziyaret eden Avusturya-Macaristan Veliahd Prensinin bir suikast sonucu öldürülmesiyle başladı.

55 milyon insanın öldüğü 2.nci Dünya savaşı, bir dahi-deli karışımı Faşist Hitler’in Polonya’yı işgaliyle başladı. Ve koskoca bir Alman İmparatorluğunun çöküşüne kadar sürdü. Alman Ulusu, 50 yıldan fazla bölünmüş ve esir yaşadılar.

Hitler-Mussolini karışımı bir Başkan profili görünen Donald Tramp’ın da çok güven vermediğini bütün dünya gördü. Eğer Amerikan halkı ve sağduyulu yerel önderler engelleyemez ise, her şey olabilir…

Tabii, İnşallah daha kötü şeyler yaşanmaz.

 (08.01.2020 – E.Baltaş.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder