YENİ BİR
HİTLER Mİ DOĞUYOR.
Globalizm,
emperyalizmin bir üst aşamasıdır. Sömürü ve soygun düzenini milliyetçi bir
anlayışla sadece kendi ülke kapitalistlerinin değil de, tüm Dünya
kapitalistlerinin ortak bir şekilde uygulamasıdır. Örneği mi; Ortadoğu ve
Afrika petrolleri ve gaz işletmelerinin, ABD,
İngiliz, Hollanda’lı şirketlerin ortak işletmesi. Avrupalı futbol
kulüplerinin, sanayi işletmelerinin Rus ve Çin’li işadamları tarafından satın
alınması, vs.
Özellikle, 21.nci yüzyılla birlikte geliştirilen, Büyük Ortadoğu
Projesiyle de (B.O.P) açıkça uygulanmaya başlanan bu sistemin dünyamızı yeni
bir kargaşa ve kavga ortamına sürükleyeceği zaten biliniyordu. Her ne kadar
patronlar bölüşüm ve paylaşımda anlaşmasını bilseler de, ülke yöneticilerinin
iç siyasi gerekçelerini de göz önünde bulundurarak farklı ve ‘’kontra’’ davranışlarda
bulunabileceğini görüyoruz.
Amerika’daki ‘’Cumhuriyet’ci
ve Demokrat’’ çekişmesi de biraz bundan kaynaklanıyor. Uzun süre ‘’Demokrat’’ bir Başkan ile yönetilen Amerikan ‘’Şahinleri’’, dünya hegamonyasını kaybetmek üzere olduklarını
gördüler. Zira, 2000’li yıllarla birlikte ‘’en büyükler’’ sıralamasında
özellikle ÇİN şirketleri üst sıralarda yer almaya başladılar. Hatta bazı
sektörlerde Hint ve Rus şirketleri bile kendilerini geçmeye başladılar.
İşte bu sıkıntı ve kaygıları sonucu, küçük bir farkla da
olsa, bir Cumhuriyetçi Başkan seçtirdiler. Hem de tam bir komprador burjuva mensubu.
Tam bir kavgacı ‘’Amerikan Şahini.’’
Amerika’nın süper güç imajını kaybetmeye
başlamasından en çok rahatsız olan bir İşadamını, Başkan seçtiler.
Ama, işadamlığında bir ‘’dahi’’ olan adam, bir ‘’deli’’
çıktı. Zaten öyle değilmidir; ‘’Deli ile
dahi arasında bir zar vardır’’ derler.
Donald Trump da işte böyle biri. Her şeyin en iyisini ve en doğruyu
kendisinin bildiğini zannediyor. Siyasi
ve etik kuralları kendisine göre belirliyor. Şahsı ve ülkesi dışında hiç
kimsenin ne olacağı umurunda değil. (Sanki bu tanımlama bana birini daha
hatırlatıyor gibi.)
Amerikan kapitalizminin, daha önce lider olduğu bir çok
sektörde ve sanayi yarışında artık gerilerde olduğunu ve özellikle ‘’Uzakdoğu-Çin’’ piyasalarıyla rekabet
edemeyeceğini anlayan Trump, işi
kavgaya döktü. Savaş ve silah sektörü hala daha ABD’nin en önemli kozu. Bu
kozunu ne kadar çok kullanabilirse, ‘’hükümranlığını’’
o kadar uzatabilecek. Ama, kaçınılmaz
son bir gün mutlaka gelecek. Bu gün ABD’ li araştırma kurumları bile rapor
ediyor. 2030’lu yıllarda Dünyanın en büyük ekonomik ve siyasal gücü Amerika
olmayacak.
İşte bu yüzden Trump, İran ve Ortadoğu üzerinde savaş
ateşini kurcalıyor. Dünyada ne kadar çok savaş olursa ve insan ölürse, ABD ve
Donald Trump’un koltuğu o kadar garantide olacak. Ötesi, Amerikalı Cumhuriyetciler için çok önemli
değil. Tabii, bu noktada sağ duyulu
demokrat Amerikalılara da bir görev düşüyor. ‘’Bu deliyi dizginlemek.’’ Bu görevi yaparlar mı, bilemiyorum..
1.nci Dünya savaşı, Saraybosna’yı ziyaret eden
Avusturya-Macaristan Veliahd Prensinin bir suikast sonucu öldürülmesiyle
başladı.
55 milyon insanın öldüğü 2.nci Dünya savaşı, bir dahi-deli
karışımı Faşist Hitler’in Polonya’yı
işgaliyle başladı. Ve koskoca bir Alman İmparatorluğunun çöküşüne kadar sürdü.
Alman Ulusu, 50 yıldan fazla bölünmüş ve esir yaşadılar.
Hitler-Mussolini
karışımı bir Başkan profili görünen Donald
Tramp’ın da çok güven vermediğini bütün dünya gördü. Eğer Amerikan halkı ve
sağduyulu yerel önderler engelleyemez ise, her şey olabilir…
Tabii, İnşallah daha kötü şeyler yaşanmaz.
(08.01.2020 – E.Baltaş.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder