6 Ekim 2019 Pazar


‘’HOMO SAPİENS’’LERDEN, GÜNÜMÜZ HAİNLERİNE.

Bilim İnsanları, evrimleşmiş ama ‘’ilkel’’ ilk insan türünü ‘’Homo sapiens-sapiens’’ adıyla tanımlıyor. İnsanoğlu niteliğine ulaşmış ama henüz medeniyet gelişimine başlamamış bu tür, Dünya’nın her bölgesinde, değişik tip-boy-görünüm ve özelliklerde oluşmuş.

Yine bilim insanlarının buluş ve tespitlerine göre, günümüzden 43.000 yıl önce, Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya geçen bir insan türü olan ‘’Cro-Magnon’larmış.’’

Günümüz Çek Cumhuriyeti (Çekya) bölgesinde yaşayan ‘’BRÜNN’’ tipi olarak bilinen bir türle birleşip ‘’melezleşmiş.’’ Bu birleşimden ortaya çıkan türe, ‘’SWİDERİAN’’ tipi insan adı veriliyor.  Uzun boylu, iri yapılı insanlardan oluşan bu tür tarihin başlangıcını  yazan ‘’SOLUTREANLARIN’’ Ataları olarak kabul ediliyor.  Yaklaşık 20 bin yıl önce, Kuzey Atlantik buzullarından geçip, yeni bir ‘’Kıta’’ olduğunu bilmedikleri ‘’Kuzey Amerika’ya’’ kadar ulaşan bu ırk ‘’Solutreanlardır.’’

Ülkemizin Güney-doğusunda, Şanlı Urfa sınırları içerisinde, aralıklarla yaklaşık 30-40 yıldır arkeolojik kazı çalışmaları uygalanan ‘’Göbeklitepe Harabeleri’’,  yapılan ‘’karbon testi’’ sonuçlarına  göre M.Ö. -9.500 – 8.900 yıllarına kadar uzanıyor.  Kazılardan çıkan buluntular ve tespit edilen dini ve kültürel uygulamalara bakılırsa, Göbeklitepe’nin sahipleri ve kurucuları bu ‘’Swiderian ve Solutreanlara’’ kadar uzanıyor.  Doğal afetler ve Dünya’mıza çarpan Göktaşları sonucu yaşanan ‘’Buzul Çağında’’, bu insanların daha Kuzey bölgelerden, Güneye ve sıcak bölgelere inmek istemeleri sonucu,  ‘’Ermenistan yaylaları, Van gölü civarı ve Mezapotamya’ya’’ indikleri düşünülüyor.  Bıraktıkları kalıntılar ve eserler, Kuzey Avrupa ve Rusya’da yaşayan ırkdaşlarıyla benzer argümanlar.

Bu kültürlerin inanışlarına göre, günümüz Van gölü civarında (önceki adı Eski Ermenistan) bir Cennet Bahçesi olduğu anlatılıyor. Tarif edilen bölge, ülkemizin Van – Bitlis - Bingöl – Erzincan civarında ‘’doğa harikası’’ bir alan. Fırat ve Dicle su kaynaklarının  ortaya çıktığı bölge. Tanımlamaya göre, ‘’Aras Irmağının’’ da çıktığı bölge olarak anlatılıyor. Cennet Bahçesi için anlatılan doğal güzellikler, daha sonra bütün Kutsal kitaplara da geçirilmiş. Tarifler ve anlatılanlar örtüşüyor. Ama bu bahçelerin nerede olduğu ise karmaşık. Bazı Ortaçağ tarihçileri ve Din adamları, Cennet’in, ‘’Ay’ın yakınlarında’’ bir yerlerde olduğunu ifade eden yazıları mevcut.

İlk Kutsal kitap Tevrat’a göre, (Eski Ahit)  Cennetten doğan (Aden’den doğan) kutsal Irmak,  4 kola ayrılır. ‘’Pişon, Gihan, Dicle ve Fırat’’ olarak belirtilir. Gihan nehri, Bingöl dağlarında doğan ve Hazar denizine dökülen ‘’Aras nehridir.’’  Pişin nehri ise, eski Ermenistan’da olduğuna inanılan ama günümüzde nerede olduğu bilinmeyen bir mitolojik bir nehirdir. Büyük Zap suyu olduğu sanılıyor.

Dicle , Akad dilinde ‘’İdikla’’ isminden gelmektedir. Pers dilindeki ismi ise ‘’Tigra’dır.’’ Fırat’ı ismi kürtce kökenlidir. Ermenice adı ‘’Aratsani’dir.’’  Latincesi ise Arsanias’dır.

Günümüzdeki ülkemizin şehirlerinin isimleri de değişim geçirmiş. Örneğin, Bitlis’in eski adı ‘’Bageş’tir.’’ Erzurum  eski çağlarda ‘’Karin’’ olarak anılıyor. (Ermenice kökenli.) Tabi bu bilgi ve tanımların çoğu, Dünya’da ‘’Paganizmin’’ yaşandığı (çok tanrılı dinler) dönemlere ait. Ama ilginç olanı, ayni döneme ait dini inanç ve tanımlamaların, tek Tanrılı dinler ve onların Kutsal kitaplarında da anlatılması. Hatta bir çok bilgi ve inanışın, birbirinin devamı olması.!

Günümüzde, Fırat’ın doğusunu-batısını, Dicle’nin - Aras’ın suyunu, mistik ‘’Mezopotamya’nın’’ verimli ve petrol zengini topraklarını ‘’paylaşamayan’’ zavallı Emperyalist güçlerinin ve ‘’hain’’ yerli işbirlikçilerinin, bu evrimden ve gelişmelerden hiç haberleri olduğunu sanmıyorum. Kendilerini ‘’sahip ve hakim’’ zannediyorlar… Zavallılar…!

Emin BALTAŞ. (06.10.2019)

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder